Çoğumuz için cep telefonları hayatımızın önemli bir parçası haline geldi. Ancak uzun zamandan beri aklınıza takılan şu belirsiz soru sizi rahatsız ediyor: Cep telefonları nasıl arama yapıyor? Ve iletişim için neden farklı jenerasyonlar(2G,3G,4G) var? Mobil iletişimin arkasındaki teknolojiye bir göz atalım.
Siz konuştuğunuz andan itibaren sesiniz telefonunuzdaki mikrofonla algılanıyor . Ardından sesi mikro elektro mekanik sistemler aracılığıyla dijital sinyale çeviriyor . Dijital sinyal sesin bilgisini 1 ve 0 rakamları ile içinde barındırıyor . Telefonda bulunan anten kısmına iletilen dijital sinyal elektromanyetik dalgalar formunda anten sayesinde yayılmaya başlar. Elektromanyetik dalgalar 1 ve 0 ‘ ları dalga karakteristiği olan genlik, frekans ve fazın değiştirilmesiyle iletilir. Örneğin 1 olan bölümde yüksek frekans gözlemlenebilirken 0 için ise frekans değeri düşüktür.
Eğer bu elektromanyetik dalgaları arkadaşınızın telefonuna göndermenin bir yolunu bulursanız iletişim kurabilirsiniz. Ancak elektromanyetik dalgalar uzun mesafe katetmek için yeterli özelliğe sahip değildir. Dalga bir nesneye çarpıp veya yolda elektrikli ekipmanlardan etkilenip formu bozulabilir . Ya da şiddetli doğa olaylarına rastlayıp bozulabilir. Eğer bunlar olmasa bile Dünya ’ nın küre şeklinden ötürü sürekli gidemez.

Hücresel Teknoloji
Telefon kulübeleri hücresel teknoloji ile bu sorunun üstünden gelmek için kuruldu. Hücresel teknoloji coğrafi yüzeye sahip olan dünyayı eşit altıgen parçalara ( hücrelere ) bölünmesinden ötürü bu şekilde adlandırılmıştır. Her hücre kendi kule ve frekans aralığına sahiptir. Genellikle bu kuleler birbirine kablolarla bağlıdır özellikle fiber- optik türle. Bu kablolar yerin altından veya okyanusun dibinden her yere uzanır. Amaç tabi ki ulusal ve uluslararası iletişimi temin etmektir .
Telefonunuz tarafından üretilen elektromanyetik dalga hücrenizde bulunan kule tarafından alınır. Ve yüksek frekanslı ışık darbelerine dönüştürülür. Bu ışık darbeleri daha ileri sinyal işleme için kulenin bulunduğu noktadaki baz alıcı-verici kutusuna taşınır. Ardından hedef noktadaki kuleden elektromanyetik dalga şeklinde karşı tarafın telefonuna ulaşır ve sizi duyar .
Fakat iletişim tamamıyle kablosuz olarak sağlanmaz . Çünkü kablo ortamına da ihtiyaç var. Açıkça anlatalım eğer bizim kulemiz arkadaşımızın olduğu hücredeki kuleye iletim sağlarsa iletişim gerçekleşir. Ancak bizim hücremizdeki kule doğru hedef kuleyi nasıl bilecek? Kulelerin bu sorununa ‘mobil anahtarlama merkezi (MAM) ’ olarak bilinen yapılar yardıma koşuyor. Mobil anahtarlama merkezi hücre kulelerinin bir merkez noktasıdır .

Bir sim kart satın aldığımızda tüm abone bilgileri mobil anahtarlama merkezine kaydolur . Bu merkez sizin ev merkezinizdir ve sizin konum ve aktivitelerinizi içinde saklar. Eğer ev merkenizden ayrılıp farklı bölgeye giderseniz gittiğiniz bölgedeki merkez sizin dış merkeziniz olur. Ve dış merkez ev merkezinize sizin konumunuzu ve aktivitelerinizi bildirir. Bu sayede ev merkeziniz sizin her zaman bulunduğunuz merkezin hangi bölgede olduğunu bilir. Yani sinyaller kesinlikle doğru merkezlere taşınılır ve doğru kullanıcıya ulaştırılır.